Sibel Çetin Çavdar
Köşe Yazarı
Sibel Çetin Çavdar
 

Dostluk ve İş Hayatı: İnce Bir Çizgi

İş hayatında güvenilir, anlayışlı ve birlikte vakit geçirmekten keyif aldığımız insanlarla çalışmak hepimizin hayali. Hele ki bu kişiler en yakın arkadaşlarımız olduğunda, işler çok daha eğlenceli ve konforlu hale gelebilir. Ancak, arkadaşlık ilişkilerinin iş hayatına taşınması beraberinde bazı riskleri de getirir. İş ortamında dostluk, bazen en büyük avantaj olabilirken, bazen de işleri içinden çıkılmaz bir hale getirebilir. Öncelikle en yakın arkadaşınla çalışmanın getirdiği en büyük avantaj, güven duygusudur. İş dünyası çoğu zaman rekabetin, belirsizliğin ve baskının hâkim olduğu bir yer. Böylesi bir ortamda yanındaki kişinin gerçekten güvendiğin biri olması, seni psikolojik olarak çok daha güçlü kılar. İşlerin yoğunlaştığı, stresin arttığı dönemlerde dertleşebileceğin, destek alabileceğin birinin olması büyük bir şans. Üstelik iyi tanıdığın biriyle çalışmak, iletişim açısından da inanılmaz bir kolaylık sağlar. Düşüncelerini uzun uzun açıklamak zorunda kalmadan anlaşabilmek, işleri hızlandırır ve çalışma ortamını daha verimli hale getirebilir. Bunun yanında, iş yerinde samimi ve eğlenceli bir atmosfer yaratmak da arkadaşlarla çalışmanın güzel yanlarından biri. Günün büyük bir kısmını iş yerinde geçiriyoruz ve eğer sevdiğimiz insanlarla çalışıyorsak, bu süre keyifli hale gelir. Zaman daha hızlı geçer, stres azalır, iş daha eğlenceli bir hal alır. Ayrıca, arkadaşlık bağı olan kişiler genellikle birbirlerine daha fazla destek olur ve ortak bir hedef doğrultusunda daha motive bir şekilde çalışırlar. Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, arkadaşlarla çalışmanın bazı zorluklar yarattığını da görmezden gelemeyiz. En büyük problemlerden biri, iş ve özel hayat arasındaki sınırların bulanıklaşmasıdır. Arkadaşınla dışarıda yaşadığın bir sorunu iş ortamına taşımamak her zaman kolay değildir. İş yerindeki bir tartışma özel hayata yansıyabilir veya tam tersi olabilir. Profesyonel kararlar alırken duygusal düşünme eğiliminde olmak, zamanla iş verimini düşürebilir. Bunun yanında, iş ortamında objektifliği koruyamamak büyük bir risk taşır. Diyelim ki bir ekip yönetiyorsun ve en yakın arkadaşın da bu ekibin bir parçası. Ona diğer çalışanlara kıyasla daha fazla tolerans gösterme eğiliminde olabilirsin ya da tam tersi, insanlar senden tarafsız olmanı beklediği için arkadaşınla mesafeni istemeden de olsa açabilirsin. Bu dengeyi kurmak gerçekten zor olabilir. Bir diğer risk ise, ekibin geri kalanında bir dışlanmışlık hissi yaratabilme ihtimalidir. Çok yakın arkadaşlarınla sürekli bir aradaysan, diğer çalışanlar kendilerini dışlanmış hissedebilir ve bu da iş ortamındaki uyumu bozabilir. Eğer herkesin eşit hissetmesi gereken bir çalışma ortamında sadece belli kişilerle samimi olursan, geri kalanların motivasyonu düşebilir ve ekip ruhu zedelenebilir. Sonuç olarak, en yakın arkadaşınla çalışmak kulağa harika bir fikir gibi gelse de, bunu doğru yönetmek büyük bir dikkat gerektirir. Eğer iş ve özel hayat arasındaki sınırları net bir şekilde çizebilir, objektifliğini koruyabilir ve ekip içindeki dengeyi sağlayabilirsen, bu durum büyük bir avantaja dönüşebilir. Ancak bu sınırları aşmak, hem dostluğa hem de iş ilişkilerine zarar verebilir. Herkesin bu dengeyi kurma becerisi farklıdır ve bu yüzden arkadaşlarla çalışıp çalışmama kararı, tamamen kişinin karakterine ve iş ortamının dinamiklerine bağlıdır. Eğer bir gün en yakın arkadaşınla aynı iş ortamında olursan, onun sadece arkadaşın değil, aynı zamanda bir iş arkadaşı olduğunu da unutmamalısın. Çünkü iş yerinde dostluğu doğru yönetmek, bazen işi yönetmekten bile zor olabilir.
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2025 - Salı
Sibel Çetin Çavdar

Dostluk ve İş Hayatı: İnce Bir Çizgi

İş hayatında güvenilir, anlayışlı ve birlikte vakit geçirmekten keyif aldığımız insanlarla çalışmak hepimizin hayali. Hele ki bu kişiler en yakın arkadaşlarımız olduğunda, işler çok daha eğlenceli ve konforlu hale gelebilir. Ancak, arkadaşlık ilişkilerinin iş hayatına taşınması beraberinde bazı riskleri de getirir. İş ortamında dostluk, bazen en büyük avantaj olabilirken, bazen de işleri içinden çıkılmaz bir hale getirebilir.

Öncelikle en yakın arkadaşınla çalışmanın getirdiği en büyük avantaj, güven duygusudur. İş dünyası çoğu zaman rekabetin, belirsizliğin ve baskının hâkim olduğu bir yer. Böylesi bir ortamda yanındaki kişinin gerçekten güvendiğin biri olması, seni psikolojik olarak çok daha güçlü kılar. İşlerin yoğunlaştığı, stresin arttığı dönemlerde dertleşebileceğin, destek alabileceğin birinin olması büyük bir şans. Üstelik iyi tanıdığın biriyle çalışmak, iletişim açısından da inanılmaz bir kolaylık sağlar. Düşüncelerini uzun uzun açıklamak zorunda kalmadan anlaşabilmek, işleri hızlandırır ve çalışma ortamını daha verimli hale getirebilir.

Bunun yanında, iş yerinde samimi ve eğlenceli bir atmosfer yaratmak da arkadaşlarla çalışmanın güzel yanlarından biri. Günün büyük bir kısmını iş yerinde geçiriyoruz ve eğer sevdiğimiz insanlarla çalışıyorsak, bu süre keyifli hale gelir. Zaman daha hızlı geçer, stres azalır, iş daha eğlenceli bir hal alır. Ayrıca, arkadaşlık bağı olan kişiler genellikle birbirlerine daha fazla destek olur ve ortak bir hedef doğrultusunda daha motive bir şekilde çalışırlar.

Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, arkadaşlarla çalışmanın bazı zorluklar yarattığını da görmezden gelemeyiz. En büyük problemlerden biri, iş ve özel hayat arasındaki sınırların bulanıklaşmasıdır. Arkadaşınla dışarıda yaşadığın bir sorunu iş ortamına taşımamak her zaman kolay değildir. İş yerindeki bir tartışma özel hayata yansıyabilir veya tam tersi olabilir. Profesyonel kararlar alırken duygusal düşünme eğiliminde olmak, zamanla iş verimini düşürebilir.

Bunun yanında, iş ortamında objektifliği koruyamamak büyük bir risk taşır. Diyelim ki bir ekip yönetiyorsun ve en yakın arkadaşın da bu ekibin bir parçası. Ona diğer çalışanlara kıyasla daha fazla tolerans gösterme eğiliminde olabilirsin ya da tam tersi, insanlar senden tarafsız olmanı beklediği için arkadaşınla mesafeni istemeden de olsa açabilirsin. Bu dengeyi kurmak gerçekten zor olabilir.

Bir diğer risk ise, ekibin geri kalanında bir dışlanmışlık hissi yaratabilme ihtimalidir. Çok yakın arkadaşlarınla sürekli bir aradaysan, diğer çalışanlar kendilerini dışlanmış hissedebilir ve bu da iş ortamındaki uyumu bozabilir. Eğer herkesin eşit hissetmesi gereken bir çalışma ortamında sadece belli kişilerle samimi olursan, geri kalanların motivasyonu düşebilir ve ekip ruhu zedelenebilir.

Sonuç olarak, en yakın arkadaşınla çalışmak kulağa harika bir fikir gibi gelse de, bunu doğru yönetmek büyük bir dikkat gerektirir. Eğer iş ve özel hayat arasındaki sınırları net bir şekilde çizebilir, objektifliğini koruyabilir ve ekip içindeki dengeyi sağlayabilirsen, bu durum büyük bir avantaja dönüşebilir. Ancak bu sınırları aşmak, hem dostluğa hem de iş ilişkilerine zarar verebilir. Herkesin bu dengeyi kurma becerisi farklıdır ve bu yüzden arkadaşlarla çalışıp çalışmama kararı, tamamen kişinin karakterine ve iş ortamının dinamiklerine bağlıdır.

Eğer bir gün en yakın arkadaşınla aynı iş ortamında olursan, onun sadece arkadaşın değil, aynı zamanda bir iş arkadaşı olduğunu da unutmamalısın. Çünkü iş yerinde dostluğu doğru yönetmek, bazen işi yönetmekten bile zor olabilir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve okurmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.