Güneş doğmadan, sıcacık yatağından kalkıp okula gitmek… Benim ilkokul zamanlarımda zifiri karanlıkta uyanıp, alacakaranlıkta okul yoluna düştüğüm anlar dün gibi aklımda… Her ne kadar o zamanlar kış saati uygulaması olsa da okullar ikili öğretim olduğu için saat 06.30 kalkardım. Kahvaltım elimde, çikolatalı ekmek... Yiyerek mahallede ki arkadaşlarımla kış günü karla kaplı yokuşta düşerdik yola. Fakat o günleri bu günlerden ayıran en belirgin özellik güven tehlike daha azdı… O saatlerde mahalle bakkalı da açardı dükkânını. Köşeyi dönene kadar arkamızdan bakardı. Diğer köşede bekleyen simitçi, okul girişine kadar gözlerdi bizi.
Yıllar önce yaşanılan bu duygular, şimdiler de o kadar da eğlenceli değil.
O günlerden bu günlere çok şey değişti. Sabah erken saatlerde okula ve işe gitmek güvenlik kaygısına sebep oluyor. Ülkemizde artan şiddet vakaları giderek çoğalıyor. Kişiler kendilerini güvende hissetmediklerin de mutlu da olamıyor. Bu durum da herkesi yavaş yavaş depresyona sürüklüyor.
Yaz-Kış saati uygulaması Türkiye’ de 1940 yılından itibaren hayata geçti. Fakat 2016 yılında tasarruf gerekçesiyle kaldırıldı. Bu durumun bilimsel olarak fayda sağlamadığı çok net…
Yaz saati uygulamasının, çocukların eğitimini kötü etkilediğini söyleyebiliriz. Yetişkinlerin bile adapte olmakta zorlandığı bir durum. Güneş doğmadan okula giden çocuklarımızdan, derslerinde büyük performans beklenmekte. En az 45 dakika boyunca tahtaya bakıp işlenen konuya odaklanmalarını, bu konuyu zihinde tutup örnekler üretmesini, sorular sormasını bekliyoruz. İnsan kaç yaşında olursa olsun bir beceri sergilemesi gerektiğinde uygun koşulların hem içsel hem de dışsal olarak sergilenmesi gerekmektedir.
Dışsal faktörler daha çok çevresel faktörlerle alakalıdır. Bunlar iyi alınmış bir uyku, kahvaltı yapmış olmak derse önceden hazırlıklı olmak gibi saymakla bitmeyecek kadar çok etken içerir. Çocuklar uykusunu almış bile olsa, henüz zaman mevhumu olmadığı için ve günü, aydınlık olduğunda okula gidilen dilim, geceyi ise eve dönme uykuya hazırlanma dilimi olarak algılar. Sabah kalktığında hala karanlık olduğunu gören çocuk bunu anlamlandırmakta güçlük yaşıyor. Dolayısıyla saatlerin tekrar geri alınıp, kış saati uygulamasına geçilmesi çocukların okullarından faydalanması gereken saatleri daha işlevsel kılacaktır.
Bu konuda Psikologların yaptığı araştırmaya göre; Karanlıkta uyanmanın vücudumuzda etkilediği bir hormondan bahsedilmekte. Melatonin Hormonu
Bizi yorgun bitkin hissettiren fiziksel hareketlerimizi yavaşlatan melatonin hormonu karanlık ve ışıksız ortamda salgılanmakta. Gün içinde melatonin hormonunun fazla salgılanması motivasyon ve dikkat kaybına neden olduğu söyleniliriz ifadelerini kullanmışlardır.
Bakanlığın bu sesi duymasını kış saati uygulamasını geri getirmesi gerekmektedir.
Hem enerji tasarrufunu arttıracak, hem de toplumsal yaşamı bir bütün olarak daha iyi etkileyecek, gün ışığından etkin şekilde yararlanma üzerine düzenlemeler yapılmalıdır.
UNUTMA SEVGİLİ OKUYUCU
İnsanlar sadece kendilerine öğretilenlere inanacak şekilde eğitilirler. Oysaki asıl eğitim öğrendikleri her şeyi sorgulama ihtiyacından geçer.